“Bir Bütün, Parçalarının Toplamından Farklıdır”

“Bir Bütün, Parçalarının Toplamından Farklıdır” İlkesi

Ekolojik hiyerarşi düzeninde parçalar ya da alt birimler bir araya gelerek daha büyük olan üst birimi meydana getirirler.

“Yeni özelliklerin doğması ilkesi” gereğince parçalar bütünü oluşturduğunda, bütünü oluşturan parçaların hiçbirinde görülmeyen yeni özellikler görülmeye başlanır. Bu nedenle parçaların özelliklerine bakılarak parçaların birleşmesi ile oluşan bütünün özellikleri hakkında önceden kesin bir fikir öne sürülemez. Yani parçaların özelliklerinin toplamı bütünün özelliklerini tam olarak gösteremez. Bu anlayış “bir bütün, parçalarının toplamından farklıdır ilkesi”dir. Dolayısıyla parçaların özellikleri ile bütünün özellikleri birbirinden farklıdır. Ancak bütünü oluşturam her alt birimden toplanan bilgiler, bütün ve diğer birimler hakkında bilgi edinilmesini sağlar.

Bir bütünün, onu oluşturan parçaların toplamından farklı olduğu ilkesine örnek oarak belirli alglerin ve sölenterelerin birlikte evrimleşmesiyle oluşan mercan resifleri verilebilir: Bu iki farklı canlı grubunun birlikteliği sayesinde besin elementleri bakımından çok fakir sularda bile, oldukça etkin bir besin döngüsü oluşur. Böylece, iki farklı parçanın birleşmesiyle oluşan mercan komünitelerinde görülen harika verimlilik ve çeşitlilik, bu bütünleşme sayesinde ortaya çıkan yeni özelliklerdir.

Bir bütündeki parçalann özellikleri toplanıp bir araya gelince ortaya çıkan özelliklere “bütünün ortak (kolektif) özellikleri” denir. Kolektif özellikler, tüm bütünün işlevinden dolayı ortaya çıkan yeni ve özgün nitelikte özellikler değildir. Örneğin, doğum hızı, populasyon düzeyine ait kolektif bir özelliktir. Çünkü bu özellik populasyonu oluşturan her bir bireyin doğurganlığı ile ilgilidir. Doğum hızı, belirli bir süre içinde populasyonda yeni doğan birey sayısının, o populasyonun toplam birey sayısına bölünmesiyle (yüzde olarak) elde edilir. Oysa yeni doğan özellikler, parçalar bir araya gelip bütünü oluşturunca bu parçalar arasındaki etkileşimden ortaya çıkarlar. Parçalar, bütünün içine girince “eriyip kaybolmaz”, ancak bütün içinde özgün ve yeni özellikler ortaya çıkacak şekilde bütünleşirler. Bütünleşmiş haldeki hiyerarşi düzeni, hiyerarşi göstermeyen bir düzene göre daha hızlı gelişip evrimleşir. Ayrıca hiyerarşi düzeninde yer alan birimler, bozucu ve yıkıcı etkilere karşı, hiyerarşi göstermeyenlere göre daha esnek ve daha dayanıklıdır. Kuramsal olarak bir hiyerarşide yer alan birimler alt parçalanna aynştırıldığı zaman, bu alt parçalar kendi aralannda hâlâ etkileşim içinde olurlar ve daha üst düzeyde bütünleşecek şekilde bir örgütlenme içine girerler.

Bazı özellikler (karakterler), hiyerarşi düzeninde alt birimlerden üst birimlere doğru gidildikçe daha karmaşık ve daha değişken hale gelir. Fakat çoğu kez, pek çok karakter için bunun tersi olur; yani karmaşıklık ve değişkenlik üst birimlere doğru gidildikçe azalır. Çünkü geri bildirim mekanizmaları her hiyerarşi aşamasında çalışmakta; bu nedenle küçük birimler büyük birimlerin içinde çalıştığı sürece iniş-çıkışlarm genişliği (sonuçta da değişkenlik), azalma eğiliminde olmaktadır. istatistiksel olarak, bir karakterin sistemin bütünü düzeyinde gösterdiği varyans (değişkenlik değeri), sistemin parçalan düzeyinde görülen varyanslarm toplamından daha küçük olur. Örneğin, bir orman komünitesindeki fotosentez hızı, bu komüniteyi oluşturan ağaçların ve yaprakların fotosentez hızından daha az değişkendir. Çünkü komünitenin bütünlüğü içinde parçalardan birinin hızının azalması, başka bir parçanın hızının artmasıyla dengelenmektedir. Üst düzeylere doğru gidildikçe, yeni özellikler ve yeni bir homeostasis (istikrar ve dengeyi sağlama eğilimi) ortaya çıkmaktadır. Bazı araştırmacılar, daha alt birimler araştırılıp öğrenilmedikçe, populasyon ve komünite gibi karmaşık üst birimlerin araştırılmasının bir yarar sağlamayacağını iddia ederler. Oysa, bu görüşün tam tersine, bir araştırmacı, hiyerarşi düzeninin her hangi bir aşamasını ele alıp çalışabilir. Yeter ki bu çalışması sırasında hem ele aldığı aşamayı hem de bunun üst ve alt aşamalarını dikkate alsın. Hiyerarşi düzenindeki her düzey, üç ayrı düzeyi ilgilendiren bir sistemdir: Kendi düzeyi (kendi sistemi), bir altındaki düzey (alt-sistem), ve bir üstündeki düzey (üst-sistem).

Her biyosistemde kendine özgü yeni doğan özellikler ve kolektif özellikler bulunur. Aynı şekilde her biyosistemde belirli bir karakterin varyans değeri bir alt düzeydekine göre azalır. Halk arasında yaygın olan “Orman, kendisini oluşturan ağaçların toplamından daha çok şey ifade eder” özdeyişi, ekolojide ilk gözlenen ve benimsenen ilkelerden biridir. Bilim felsefesi, bir olayı veya nesneyi tam olarak anlayabilmek için, her zaman bütüncü yaklaşım içinde olmuştur.

Bilim ve teknolojide Isaac Newton zamanından beri egemen olan indirgeyici yaklaşım, hiç kuşkusuz çok önemli buluşlara yol açmıştır. Örneğin, moleküler ve hücre alt-düzeylerinde yapılan araştırmalar, organizma üst-düzeyinde görülen kanser hastalığının önlenmesi ve tedavisi için gerekli temel bilgilerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bununla birlikte hücre alt-düzeyindeki bilgilerin, uygarlığın gelişmesi ve yaşayabilmesi yönünde yapabileceği katkı çok az ve çok yetersiz kalır. Çünkü, uygarlığın gelişmesi ve yaşayabilmesi için hızlı nüfus artışı, kirlenme (hava-su-toprak-radyasyon) vb sosyal ve çevresel sorunlara kalıcı çözümler bulunması gerekmektedir. Bu da ancak hiyerarşi düzeninde hücre düzeyinin daha üst aşamalanndaki (öm., populasyon, ekosistem vd.) sistemleri çalışmakla ve onlan bilmekle olasıdır. Bu nedenle, bilimde indirgeyici yaklaşım ile bütüncü yaklaşıma aynı derecede ve birbiriyle uyuşacak şekilde önem verilmelidir.

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://biyolojidersim.com/bir-butun-parcalarinin-toplamindan-farklidir/

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: