ÇEVRE VE ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN NEDENLERİ

ÇEVRE VE ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN NEDENLERİ

Çevrenin genel tanımı; “bir canlı birimi ya da topluluğunun karşılıklı ilişki içinde bulunduğu tüm canlı cansız varlıkların bulunduğu özel alan” olarak yapılır. İnsan merkezli çevre tanımı ise; insanın içinde yaşadığı ortam olarak tanımlanır.

Gelişen üretim süreçleri sonunda, üretim fazlasının ortaya çıkması, insanlar arası mücadele ve insanın insana egemenliğini getirmiştir. İnsanın insana egemenliğini ise insanın doğaya egemenliği izlemiştir. Sonuçta insan dünyayı/ekolojiyi değiştirebilen en büyük güç haline gelmiştir. Bu güç ekolojik dengeyi bozacak, yani dünyanın katmanlarında / kompartımanlarında bazı maddeleri biriktirecek dolayısı ile de o katmanın / kompartımanın kompozisyonunu bozacak boyutlardadır.

Çevre kirliliğinin genel tanımı; “insanların etkinlikleri sonunda, ekolojik dengenin bozularak, bazı maddelerin dünyanın bazı katmanlarında / kompartımanlarda birikmesi ve o katmanın doğal kompozisyonunun bozulmasıdır” şeklinde yapılabilir. Çevre kirliliğinin insan merkezli tanımı ise; “insanın yaşadığı ortamda bazı maddelerin miktarının artması ve bu artışın insan yaşamını olumsuz yönde etkilemesidir” şeklide yapılabilir.

Elbette ki; insanların amacı ya da kastı dünyanın ekolojik dengesini bozmak, bindiği dalı keserek, yaşadığı dünyayı kirleterek yaşanmaz hale getirmek değildir.  Ancak, insan etkinliklerinin sonunda, dünya dengesinin bozulması gibi bir sonuçla karşı karşıya kalmıştır. Bu sonucu hazırlayan ise; aşırı / bilinçsiz üretim ve tüketimdir, diğer bir anlatımla doğanın aşırı / bilinçsiz bir biçimde sömürülmesidir. Aşırı üretim ve tüketim ortamındaki bazı olgu ve olaylar bu sonucu kaçınılmaz kılmaktadır.

Ekolojik dengeyi bozarak, dünyayı yaşanmaz kılan bu olgu ve olayların başlıcaları şöyle sıralanabilir.

1-          Yoğun Enerji Kullanımı: Her tür üretim enerji kullanımı ile olası ve onunla eşanlamlıdır. Aynı şekilde, ulaştırma ve ev ısıtması da enerji kullanımından başka bir şey değildir. Enerjinin ise çoğunlukla fosil yakıtlardan elde edilmesi / edilebilmesi nedeniyle bu yakıtlardan açığa çıkan atıklar ( SO2, CO2 ) dünyanın kendi kendini temizleme hız ve kapasitesini aşmıştır. Örneğin; bitkilerin ve denizlerin, atmosferden CO2 bağlama kapasitesi 204 milyar ton / yıldır. Buna karşılık gaz küreye 207 milyar ton/ yıl CO2 salınmakta olup, bunun 7 milyar ton/yılı fosil yakıtlardan gelmektedir. Dünyanın kendi kendini temizleme kapasitesi üç milyar ton aşılmış olup bu miktar atmosferde birikmeye devam etmektedir.

2-           Ormanların Yok Edilmesi: Gerek başka amaçla kullanılmak üzere, doğrudan doğruya ormanlık arazilerin açılması, orman ürünlerinin üretilmesi amacıyla ağaçların kesilmesi ve gerekse çevrenin kirlenmesinin bir sonucu olarak ağaçların ölmesi nedeniyle yerküredeki orman varlığı sürekli azalmaktadır. Orman kütlesinin azalması ise kendi kendini temizleme kapasitesinin azalmasından başka bir şey değildir.

3-          Bazı Maddelerin İnsan Çevresinde Yoğunlaştırılması: Dünyada doğal olarak bulunan bazı maddelerin fizik, kimyasal ve biyolojik değişimleri ya yok ya da çok yavaştır. Dolayısı ile bu maddelerin çevrimleri de çok yavaştır. Bu tür maddelerin dünyanın bazı kompartımanlarında birikmesi, yani bu maddeler ile çevre kirliliği oluşması halinde bu kirliliğin kendi kendini temizleme düzenekleri ile giderilmesi yıllar ve asırlar sürer. Bu maddelerin başında ağır metaller ve radyo aktif maddeler gelir. İşte bu tür maddeler insanlar tarafından doğal olarak bulundukları yerlerden alınarak insanların yaşadığı ortamlarda biriktirilmekte ve kirlilik oluşturulmaktadır.

4-          Doğada Olmayan Bazı Yapay Maddelerin Üretimi: Doğada hiç bulunmayan dolayısı ile de ekolojik çevrimleri ve doğal değişimleri olmayan bazı maddeler üretilmektedir. Bunların başında Kloro-Floro – Karbon gazı, bazı ensektisitler ve bazı plastikler gelmektedir. Bu tür maddeler gerek üretim artığı ve gerekse kullanım sonunda geriye kalan maddeler olarak çevrede birikmekte ve çevreyi kirletmektedir. Doğal yıkım ve çevrimleri de olmadığı için orada öylece kalmaktadır.

5-          Yoğun Yapay Gübre Kullanımı: Tarımdaki üretkenliği artırmak üzere, atmosferdeki azotun, litosferdeki fosforun yapay gübrelere dönüştürülmesi sonucunda bu maddeler yüzey suları aracılığı ile hidrosfere ulaşmakta ve hidrosferde azot ve fosfor birikimi oluşmaktadır.

Başlıcaları yukarda özetlenen, eylemler sonucunda, dünyamızın doğal kompozisyonu bozuluyor ve çevre kirleniyor. Çevre kirliliği; asit yağmurları, sera etkisi, ozon tabakası incelmesi, ötrofikasyon ve erozyon ile dünyamızı genelde yaşanmaz hale getirmekle kalmıyor, tek tek insanların sağlığını da olumsuz etkiliyor, insan sağlığını etkilemekle kalmıyor, etkilemenin de ötesinde insan sağlığını tehdit ediyor. Bu olumsuz sonuç, üretim ve tüketim sonucunda gelişen ve dört başlık altında toplanabilecek olan düzenekler nedeniyle ortaya çıkmıştır. Bu düzenekler şunlardır:

1-    Kendi Kendini Temizleme Kapasitesinin Aşılması: Günümüzde, insanlık çok yoğun bir üretim ve tüketim düzeyine ulaşmıştır. Yoğun üretim, yoğun enerji kullanımı ve yoğun atık demektir. Böylece çevreye / doğaya bırakılan atık düzeyi; dünyanın kendi kendini temizleme kapasitesini aşmış ve bazı maddeler dünyanın katman ve bölümlerinde birikmeye başlamıştır. Daha önce de söz edildiği gibi, her yıl atmosfere 207 milyar ton CO2 atılmaktadır. Buna karşılık, dünyanın yıllık CO2 çekme kapasitesi 204 milyar tondur. Sonuçta, her yıl üç milyar ton CO2 atmosferde birikmektedir.

2-    Kendi Kendini Temizleme Kapasitesinin Azaltılması: Orman katliamı ve benzeri eylemlerle, dünyanın kendi kendini temizleme kapasitesi sürekli azaltılmaktadır. Örneğin; ormanların atmosfere atılan CO2 yi bağlama kapasitesinin, orman katliamından önceki kapasitesine ulaşabilmesi için, yani kaybedilen ağaçların yeniden yetiştirilmesi için; kişi başına 5000 ağaç dikilmesi gerekir.

3-    Madde Yoğunlaştırma: Doğada seyrek olarak bulunan ve çevrimi çok yavaş olan bazı maddeler, doğadan / topraktan elde edilerek yoğunlaştırıl-makta ve çeşitli amaç ve şekillerde kullanıldıktan sonra insan yerleşimleri etrafına atık olarak bırakılmaktadır. Bunların başında ağır metaller (cıva, kurşun, kadmiyum ) ve radyoaktif maddeler gelmektedir. Bu maddelerin çevrimleri dolayısı ile de doğa tarafından temizlenmesi çok yavaş olduğundan, atıldıkları çevrede birikim; yani kirlilik oluşmaktadır.

4-          Yeni Yapay Maddeler Üretilmesi: Doğada hiç bulunmayan dolayısı ile de çevrimi olamayan ya da çok yavaş olan yapay maddeler üretilmesi, kullanılması ve atık olarak doğaya verilmesi sonucunda, bu maddeler bırakılan bölgede sürekli olarak birikmektedir. Bunların başında DDT, PCB (poliklörürlü bifeniller – boya ve plâstik sanayiinde kullanılır), plastikler ve deterjanlardır.

Biyolojik yıkımı olmayan (bakterilerce ayrıştırılmayan) maddeler otopürifiye olamaz ve doğada birikim yapar. Bundan ötürü de bu tür maddelerle çevre kirliliği çok daha kolay ve çabuk oluşur. Organo klorlu ensektisitler ( DDT ), ağır metaller ( cıva, kadmiyum, kurşun vb), radyo aktif maddeler, PCB ( poliklorürlü bifeniller ) bunlardan başlıcalarıdır.

İnsan üretimleri sırasında gelişen, bu dört düzenek ile dünyanın ekolojik dengesi bozulur ve bazı maddeler dünyanın bazı bölge ve katmanında birikmeye başlar. İşte; dünyanın belli bir bölümünün doğal kompozisyonunun bozulması veya dünyanın herhangi bir katmanında / bölgesinde, belli bir maddenin ( kirletici ) birikerek, doğal yoğunluğundan daha üst düzeye çıkması olayına çevre kirliliği denir.

Yeniden güzel bir dünya, dengeli bir dünya için en azından ekolojik denge bozukluğunun daha kötüye gitmemesi için, insan-insan ilişkisinin/ilişkilerinin insan–doğa ilişkilerinin demokratikleştirilmesi gerekir. Sürdürülebilir kalkınma ve gelişme anlayışının tüm üretim ve tüketim ilişkilerine hakim olması gerekir. Aksi takdirde, doğanın tekrar insanlığa egemen olması ve böylece belki de intikam alması kaçınılmaz olur.

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://biyolojidersim.com/cevre-ve-cevre-kirliliginin-nedenleri/

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: