Doğal Bağışıklığın Yapıtaşları 3-Doğal Öldürücü Hücreler

 

Doğal Bağışıklığın Yapıtaşları

3-    Doğal Öldürücü Hücreler

NK hücreleri, hücre içi mikroorganizmalara karşı, enfekte hücreleri öldürerek ve makrofajları aktive eden sitokini, IFN-γ’yı salgılayarak mücadele veren özel bir lenfosit serisi hücrelerdir (Şekil: Doğal Öldürücü (NK) Hücrelerin İşlevleri).

NK’lar, dolaşımdaki ve periferik lenfoid organlardaki lenfositlerin %10’unu oluşturur. Yoğun sitoplazmik granüllere sahip olan bu hücreler kendilerine özgü yüzey antijenlerine sahiptirler, ancak immünoglobülin veya T hücre reseptörleri gibi B ve T hücrelerine özgü antijen reseptörleri taşımazlar. Henüz NK’ların hedef aldıkları hücreleri tanıma mekanizmaları tam olarak tanımlanmamışsa da, konak hücre yüzeyindeki moleküllere karşı çeşitli reseptörlere sahip oldukları gösterilmiştir; bunların bazıları NK’ların aktivasyonunda, bazıları ise inhibe olmalarında rol oynarlar. Aktivasyon reseptörleri arasında virüs ile enfekte olmuş hücre yüzeyinde ya da hücre içi bakteri ya da virüsleri fagosite etmiş hücreler yüzeyinde yer alan molekülleri tanıyan reseptörleri; ayrıca normal hücrelerin yıkımına yol açan, enfekte olmamış konak hücre yüzey moleküllerini tanıyanlar yer alır. Ancak bu durumu engelleyip, NK’larm aktivasyonunu durduracak olan, normal hücre moleküllerini tanıyan NK’ların inhibitör reseptörleridir. Bu inhibitör reseptörler, her bireyin çekirdekli hücrelerinin taşıdığı MHC sınıf I moleküllerinin çeşitli allelleri için özgüllük gösterir.

 

doğal öldürücü hücreler

 

 

NK’ların inhibitör reseptörlerinden başlıcaları: immünoglobülin molekülleri ile benzer yapıya sahip öldürücü hücre immünoglobülin benzeri reseptörler (KIR) ve CD94 olarak tanımlanan bir protein ile NKG2 olarak isimlendirilen lektin alt ünitesinden oluşan reseptörlerdir. Her iki grupta yer alan inhibitör reseptörler sitoplazmik bölgelerinde tirozince zengin inhibitör motifli immünoreseptörler (İTİM) taşırlar; bu yapı, reseptörün MHC sınıf I molekülü ile birleşmesini takiben tirozince zengin bölgelerinde fosforilasyona uğrar. Fosforile olan ITIM’lar sitoplazmaya ait bir protein olan tirozin fosfatazlara bağlanıp, onları aktive ederler; bu gelişme sonucu tirozin bölgesinden fosfat grupları ayrılır ve aktivatör reseptörlerin başlatacağı etkinlik bloke olur. Kısaca, NK’ların inhibitör reseptörleri etkili olup MHC’leri tanıdıklarında, NK hücreleri devre dışı kalır (Şekil: Doğal Öldürücü (NK) Hücrelerdeki İnhibitör Reseptörlerin İşlevleri). Birçok virüs, enfekte ettikleri hücrelerin yüzeylerindeki MHC ekspresyonunu bloke eder ve böylece virüse özgül CD8 sitotoksik T lenfositlerinin etkisinden kurtulmaya çalışır. Bu gelişme karşısında NK’ların inhibitör reseptörleri etkili olmaz ve virüs ile enfekte hücrelerin NK’lar tarafından yıkımı başlar. NK hücrelerinin, enfeksiyonlara karşı etkinlik gösterebilmeleri için, makrofajların salgılayacakları sitokin uyarısına gereksinimleri vardır. Makrofajların ürettiği sitokinlerden olan interlökin-12 (IL-12), NK uyarıcı özelliğe sahiptir. NK hücrelerinin yüzeylerinde bazı IgG moleküllerini bağlamaya yarayan Fc reseptörleri bulunur; bu reseptörler aracılığı ile antikorlar ile kaplanmış hücreler NK’lar tarafından tanınırlar.

Uyarılan NK hücreleri iki şekilde yanıt oluştururlar (Şekil: Doğal Öldürücü (NK) Hücrelerin İşlevleri). İlk olarak aktive olan NK’ların içerdiği proteinler ve sitoplazmik granüller, enfekte hücrelere doğru yönelirler; granüllerdeki proteinlerden bazıları enfekte hücrelerin yüzeylerinde deliklerin oluşmasına yol açarken, bir diğer grup, hücre içine girerek apoptotik ölüme neden olacak enzim sistemlerini uyarırlar. NK hücrelerinin sitolitik aktiviteleri, enfekte hücreleri yıkıma uğratan sitotoksik T hücrelerinin (CTL) etki mekanizmalarına benzer. Sonuçta enfekte hücreler NK’lar tarafından imha edilirler ve böylece CTL’ler içinde söz konusu olan, enfeksiyonun hücresel kaynağı kurutulmuş olur ve özellikle virüs enfeksiyonları gibi zorunlu hücre içi mikroorganizmaların eradikasyonu gerçekleşir. İkinci olarak, NK hücreleri IFN-γ gibi önemli bir sitokinin sentezini gerçekleştirir. IFN-γ makrofajları uyararak, bu hücrelerce fagosite edilen mikroorganizmaların daha güçlü biçimde yok edilmelerini sağlar. Kısaca, NK hücreleri ve makrofajlar mikroorganizmaların yıkımı için işbirliği yapmaktadır; makrofajlar mikroorganizmaları içlerine alarak onları öldürürken IL-12 sentezlerler; IL-12 ise NK’ları aktive ederek İFN-γ üretmelerini tetikler; sentezlenen IFN-γ makrofajlara etki ederek, içlerine aldıkları mikroorganizmayı daha etkili biçimde yıkıma uğratmalarına katkıda bulunur. Makrofajlann ve T hücrelerinin rol oynadıkları reaksiyonlar, edinsel bağışıklığın hücresel yanıt bölümünde etkili olan iki önemli savunma mekanizmasını oluşturmaktadır.

Sonuçta konak ve mikroorganizma benzer evrimsel çaba içindedir: konak, CTL’leri ile MHC eşliğinde sunulan viral antijenleri tanımaya çalışırken, virüsler MHC moleküllerini yıkıma uğratmaya çalışırlar; bu durumda ise MHC noksanlığında etki gösteren NK hücreleri devreye girecektir. İşte bu şekilde özetlenecek olan karşılıklı mücadelede galip gelen taraf, enfeksiyonun nasıl gelişeceğini belirler.

 

 

 

 

 

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://biyolojidersim.com/dogal-bagisikligin-yapitaslari-3-dogal-oldurucu-hucreler/

Görüş ve eleştirilerinize en kısa zamanda cevap verilecektir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: